Nesli tükenme tehlikesi altında olan ve son yıllarda popülasyonu artan kelaynak kuşları Birecik ilçesindeki Fırat Nehri kenarında bulunan Doğa Koruma ve Milli Parklar 3. Bölge Müdürlüğü'ne bağlı Birecik Şefliği Kelaynak Üreme İstasyonu’nda koruma altında tutuluyor.
Geçtiğimiz gün istasyondan 30 kelaynak kuşu doğaya salındı. Kuşların 4'üne göç yolunun izlenmesi amacıyla GPS cihazı takıldı. Duvardan Fatma Keber'in haberine göre bu Kelaynaklardan 2'si Akçakale ilçesi sınırlarında bulundu. Akçakale Kepezli kırsalında Mehmet Donuk tarafından bulunan Kelaynaklardan çip takılı olanın ölü, diğerinin ise yaralı halde bulundu. Mehemt Donuk, yaralı Kelaynak'ın Doğa Koruma Milli Parklar Müdürlüğü'nün gelip alması için kendi evinde bakıyor.
SAYILARI ARTTI 334'E ULAŞTI
Bölge halkının "bereket sembolü" olarak nitelediği, dünyada Fas ve Türkiye'de bulunan kelaynaklar, Birecik'te koruma altında bulunuyordu. Bu yıl 57 yavruyla beraber istasyondaki kelaynak sayısı 334'e ulaşmıştı.
BEREKETLİ HİLAL HER CANLIYA YUVA OLMAYA DEVAM EDİYOR
Bu arada Şanlıurfa Valisi Salih Ayhan da geçtiğimiz gün Birecik'te Kelaynak Kuşlarının üretim istasyonunu ziyaret ederek "Bereketli Hilal’imiz, her türlü canlıya en güzel şekilde yuva olmaya devam ediyor. Birecik ilçemizin simgesi haline gelen Kelaynak Üretim Tesisi’mizi ziyaret ettik. Nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan kuşlarımızın sayısını çoğaltmak için özveriyle çalışacağız"dedi.
KELAYNAK EFSANESİ
Öte yandan rivayete göre göçleri esnasında kutsal topraklardan geçerken Kâbe’nin üzerinden uçmazlarmış... Efsaneye göre Hz.Nuh, tufan olacağını önceden haber alınca koca bir gemi yaptırır. Bu gemiye dünyadaki bütün hayvanlardan bir çift koyar. Tufan olunca gemi sürüklenir ve gelir Ağrı Dağı’na oturur. Hz. Nuh gemide tuttuğu hayvanları bir çift halinde belli bölgelere salar. Bu arada serbest kalan kelaynaklar, yaşamak için günlerce uygun bir yer aramış ve sonunda verimli ovaların bulunduğu ve ortasında Fırat’ın geçtiği Birecik ilçemizin kayalık yamaçlarına gelip yuva yapmışlar.
Ayrıca Birecik köprüsünün yapımından önce Fırat Nehri’ni ancak sallarla geçiyorlarmış. Özellikle kış aylarında suyun yükselmesiyle geçit vermeyen Fırat’ta sal ile geçiş çok zor oluyormuş. Kelaynakların gelişiyle suyun durgunlaşması arasında bir paralellik kuran halk, bu kuşlara müjdeci olarak bakmış ve gelenek olarak kelaynakların gelişini kurbanlarla karşılıyorlarmış.