Mir Dr. Mehmet Fırat Doğan’ın işte o açıklaması; 
“Onlarca din, yüzlerce topluma vatan olmuş Mezopotamya coğrafyasında binlerce yıldır ismini koruyup bu günlere taşımış Xaltiler, yaşamın ve var oluşun ta kendisidir. 
Savaşlar, göçler, baskılar, asimilasyon, huzur, gelişim, bilim, eğlence her bir rengi en yoğun şekilde yaşamış bu toplum, dünya diye adlandırılan bu sahnenin tam göbeğinde Anadolu ve Mezopotamya beşiğinde, tarihin ta kendisidir. 
Dünyanın ve ülkemizin Xaltiler'den öğreneceği çok şey olduğunu düşünüyorum.
Haltanlı bir antik yaşamdır,
Haltanlı var olma mücadelesidir, 
Haltanlı toplumlara saygı, hoşgörü, birlik ve beraberliktir, 
Haltanlı gelişimdir,
Haltanlı geçmiş ve geleceğin aynı kelimede mevcudiyetidir, 
Haltanlı yok olunamayacağının kanıtı, 
Haltanlı hüzün, Haltanlı keder, Haltanlı göz yaşıdır. 
Haltanlı, halayda ritim, Anadolu'da her taşın altındaki mihenk taşı, Mezopotamya'nın ta kendisidir... 
Haltanlı, Ezididir, Haltanlı Müslüman'dır, içinde yaşadığı, Süryani, Türk, Kürt, Ermeni, Arap'tır, her şeyden önce insandır Haltanlı... 
Haltanlı, gerçeklerin ta kendisi, değiştirilen tarihin, insanların dilinde ve kalbinde değiştirilemeyeceğinin açıklamasıdır, 
Haltanlı, beka denilen kavramın, somut halidir... 
Bu kadar zıt kutupların bin yıllardır öfke, kin, rekabet ve bazen saldırganlıkla var olduğu bu topraklara barışı, huzuru ve var olma biçiminin temiz bir şekilde de yapılabileceğini anlatacak yegane topluluktur Haltanlı. 
Ana şefkati gibi kucaklama, ortak paydada buluşma, medeniyetleri birleştirme, kadim tarihtir Haltanlı. 
İşte bu yüzden Dünya Barışının simgesi olmaya ana adaydır Haltanlı. 
Nazikçe yaklaşıldığında yeşeren çölde bir zambak, öfkeyle koparıldığında yabani, zehirli bir bitkidir Haltanlı. 
Yok edilmeye çalışıldığında toplumlarda huzursuzluk, aşkla yaklaşıldığında huzurdur Haltanlı. 
İşte dünya gerçeklerini bilip 21.yy'ın insan ve yaşam normları içinde farklılıkları kabul eden ve farklılıkların renginden faydalanan toplumlar var olmaya devam edecektir. 
1000 yıla yaklaşan bir ekolün devamı olan değerli ülkemiz, binlerce yıllık birikimle harmanlanmış Anadolu toprakları üzerinde, büyük bir tarihsel tecrübe ve medeniyet ile her türlü kavramı benimsemiş, bu toprakların birleştirici unsurlar dışında büyük yıkımlara neden olduğunu kavramış bir ülkedir. 

Ne büyük imparatorluklar, ne büyük medeniyetlerin Anadolu'nun şifrelerine uymadıklarında yok olduğunu göstermiş bir coğrafyadır burası. 
Toplumların farklılıklarını dahice gören ve kullanan liderler ve toplumlar Anadolu'ya ismini kazımış, fakat farklılıkları yok etmeye kalkanları silmiş bir coğrafyadır Anadolu. 
Mir konseyinde aldığımız kararlar doğrultusunda; Ezidiliğin tanınması ve tanıtılması, ülkemizdeki ve Ortadoğu'da ki kanın durdurulmasına büyük katkı verecek olan, insanların kalbinde ve zihinlerinde yaşayan gerçek tarihin ortaya çıkarılması, başka kişi ve topluluklara bağlı olmayan yönetim, eşit eğitim hakkı, cinsiyet eşitliği, halkın güvenliği gibi birçok konuya değinerek Haltanlı’nın gelişmesi, bilinçlenmesi ve dünyaya gerçek tarihiyle açılarak barışın en büyük sembolü olması hedeflenmiştir.
Son yıllarda farklı din ve kültür yapısı sebebiyle bazı topluluklar tarafından aşağılanma ve şiddete, soykırıma ve asimilasyona maruz kalan, tarihi sabote edilen Haltanlı toplumu, renkli kültürleri, kadim tarihi ve köklü din yapısı ile merak uyandıran, her toplum içinde gerçek tarihi ile yeniden keşfedilen yegane bir topluluktur.
Zamanla tüm dünyada doğru anlaşılması için çalışmalarımızı sürdürürken, dünyaya en iyi şekilde örnek olabilmek, Haltanlı toplumunu tüm gerçekleriyle ve güzellikleriyle dünyaya açmak için çabalıyoruz.
Böylesine kadim bir topluluk bile bir dönem zulüm görmüştür. Ancak sonuç veren çalışmalarımız ile olumsuz ve barışçıl olmayan olgulardan sıyrılmıştır.
Anavatanları Türkiye başta olmak üzere, tüm dünyada gerçek yapısı ile sempati duyulan ve kültürü korunmak istenen bir topluma dönüşmüştür.
Çabalarımız ile birlikte, zamanla iyileştirilen bakış açıları ve yok edilen ön yargılar sayesinde, Haltanlı dünya barışının simgesi olacaktır.
Dünya barış günü, dünya üzerinde yaşayan her birey için bir fırsattır. Bir arada huzurla yaşamak için üzerimize düşen sorumluluğu hatırlatacak daha iyi bir gün olamaz.
Bu özel gün, her birimiz için küçük adımlar atarak hoşgörüye, sevgi ve saygıya yönelebilmemizde, küçük adımlar ile büyük farkındalıklar yaratmamızda büyük önem taşımaktadır.
Haltanlı toplumu ve tüm toplumlar için bireyin kendisi ve içinde yaşadığı dünya için dönüşüm günü, bugündür.
Sen, ben başkası değil biz olmak, farklı kültürlere sahip çıkmak, birlikte büyümek için düşünce tarzımızda ve hayat tarzımızda ufacık değişiklikler yaparak çok büyük bir amaca katkı sağlayabiliriz.
Bireyin düşüncelerini ve yalan ve yanlış bilgiler ile eğitimsiz bırakılarak tek düzeliğe itilmiş toplumların zihniyetlerini değiştirmek tabi ki zor olabilir ancak imkansız değildir.

Haltanlı halkının bin yıllardır benimsemiş olduğu barış içinde yaşama kavramını yayması, diğer toplum yapılarının da benimsenmesi ve kabul edilmesi ile bambaşka bir dünya yaratabiliriz.
Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği bu değerli günde 21 Eylül Dünya Barış Günü’nde, tüm dünyaya kardeşlik, huzur, birlik ve beraberlik dilemenin yanında, binlerce topluma ev sahipliği yapan koca Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının güçlü üyesi ülkemizin 100.yılında dünyaya birleştirici ve kucaklayıcı, farklılıkları tarihten aldığı ders ve öğretiler ile değerlendiren ve dünyaya büyük bir devletin her kesime nasıl sahip çıkılacağı ve nasıl faydalınacağını gösteren bir yaşam modeli ile örnek bir toplum ve devlet modeli yaratacağı temennisi ile hepinizin Dünya Barış gününü kutluyor, başta ülkemiz olmak üzere dünyaya bu günün anlamı ve önemini benimsemelerini, farklılıkların dünyanın gelişimine en önemli katkı sağlayan unsur olduğunun bilinmesi gerçeğini görmemizi diliyorum. 
Sevgi ve saygılarımla “