Avşaroğlu Sol Sabit
  • 11.04.2018
Sevgi  Ögür

Sevgi Ögür

HER ÇOCUK ÖZELDİR

Kıyaslanmanın çocuklar üzerinde etkisi nedir:

Kıyaslamalar çocuğun, kendisini yetersiz hissetmesine ve özgüvenin sarsılmasına neden olur. Yetersizlik duygusu ve taktir görmeyip kıyaslanması ise çocuğa öfke, mutsuzluk, başarısızlık yaşatır. Bu olumsuz yaşantılar sonucunda çocukta içe kapanma, çekingenlik yada tam tersi saldırganlık, uyumsuz gibi sosyal davranışları ortaya koyar. Kıyaslamanın okul başarısına yönelik olarak çocukta ne gibi etkiler oluşturabileceğine bakarsak genelde iki tür tepkiyle karşılaşırız.

İlki; Çocuklar kıyaslandıkları kişileri geçmek için çalışırlar. Bu durum başta olumlu gibi görünse de sürekli kendini ispatlamak için çabaladığı için bıkkınlık durumuna getirebilir ve bu durum için de çıkamayacağı durumu sokabilir.

İkici ise; Sürekli olarak kıyaslanan çocuk, yaşadığı mutsuzluğun etkisiyle anne-babasını cezalandırmak ister. Hassas bir nokta olarak okul başarısına yönelik öc almaya uygun bulur ve okulunu boşlar. Kötüleşen ders notları, çocukta “Ben ne yaparsam yapayım nasıl olsa başaramayacağım” gibi olumsuz fikirler ortaya çıkar.

Kıyaslama sonucu çocukta oluşan bu iki tepkinin ortak yanlarını incelersek; öncelikle çocuk kıyaslandığı kişilere karşı sevgi duyamaz, hatta onlara kıskançlık, nefret gibi asla tasvip etmediğimiz duygularla yaklaşır. Devamlı kıyaslanmaya maruz kalan çocuk, bizzat yaşayarak kıyaslama davranışını edinmiş olur. Kendisi de pekâlâ anne – babasını kıyaslar. “Ahmet’in babası daha çok para kazanıyor!” , “Ayşe’nin annesi kızına hiç kızmıyor.” gibi. Haliyle bu durum anne – babanın burukluk yaşamasına sebep olur. Tüm bunların yanında çocuk, çevresindeki kişilere mesafe koymaya başlar ki bu da onun çevresinden soyutlanmasına yol açabilir. Kıyaslamanın çocukta bıraktığı en derin iz olarak da ömür boyu içinden atamayacağı ve her durumda karşısına çıkabilecek olan özgüven eksikliğini ve yetersizlik duygusunu söyleyebiliriz.

Tüm bu istenmeyen durumlara izin vermemek için öncelikle, çocuğumuzun artılarıyla, eksileriyle herkesten farklı bir birey olduğunu kabul etmeliyiz. Onun olumsuz özelliklerine yoğunlaşarak başkalarıyla kıyaslamaktan çok, olumlu özelliklerine odaklanarak kendisiyle kıyaslamayı tercih etmeliyiz. Çocuğumuzda var olmasını istediğimiz davranışı kişiler üzerinden değil, davranışın bizatihi kendisi ve getirileri üzerinden çocuğa aktarmalıyız. Kendisinin değerinin başkaları üzerinden biçilmediğini, kendisinin kendisi olduğu için önem arz ettiğini bilen çocuk elbette ki özgüveni gelişmiş, sosyal davranışları uyumlu, akademik başarısı yeterli bir birey olarak yetişecektir. Bu da hem anne – baba hem de çocuk açısından birçok mutluluğu ve başarıyı beraberinde getirecektir. Her çocuk özeldir.

                                                         

                                                                                                                                                                                                                İYİ OKUMALAR…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

urfadasin.com,urfa haber,Şanlıurfa haberleri